Table of contents
Paylaş

Affetme Gücü

Ne kadar da istiyoruz değil mi haklı olalım? Bize yapılan haksızlıkları bir bir sıralayalım…

Ego bunu çok sever.

Ego affetmeyi öyle bir süsler ki; sanki elinde tuttuğun çok büyük bir güç vardır ve “affetmemek” sanki o kişiye kızgın olmayı sürdürdüğünde seni özel yapıyormuş gibi gelebilir. Ama aslında affetmediğin sürece zarar gören sensin. O enerjiyi yaymaya devam ediyorsun. Affetmemek, elinde kızgın bir top tutup her an atabilirmişsin gibi beklemek demek. Kendine sor; affetmeme kararıyla yakan topta önce kim yanıyor? Aslında bu düşünce bizi özgürleştirmek yerine daha da hapsediyor, yalnızca affetmek bizi özgür kılar. Geçmişteki haksızlıklara ve olayın mağduriyetine tutunmak yerine, enerjimizi gelecekteki isteklerimizi büyütmeye ve kalıcı bir iyilik haline harcayabiliriz.

Affetmenin gücü bize aittir. İster arkadaşını eski sevgilini, isterse aileni veya iş arkadaşını affetmeye ihtiyacın olsun; affetmek yalnızca sana verilen bir hediye değil, aynı zamanda kendine olan bir hizmettir.

Kendini özgürleştirmeyi seçmek istemez misin?
Geçmişle bağını kesmeyi, enerjini artık yalnızca kendi isteklerini büyütmeye harcamayı? Mesela tam şu anda en çok kimi affetmeye ihtiyacın olduğunu hissediyorsun? Arkadaşını? Eski sevgilini? Belki aileden birisini veya iş arkadaşını? Kime karşı savunmada hissediyorsun? Kime değerini ispatlaman gerek? 

Affedememek, enerjimizi sürekli aynı alanda tutmamız demek. İlerleyişimizi engelleyen gözle görülmeyen tutsak edici bir güç sanki. Affedemediğiniz her kişi ve konuda yalnızca kendinizi o dar alana yerleştiriyoruz. Karşımızdakini yargıladığımızda sadece onu ve durumu değil kendimizi de aynı zindanda hapsetmiş oluyoruz. Yaşanan duygu karmaşasından affetmeyerek, kızarak, öfkelenerek, küslük yaratarak, haklılık temasına sıkı sıkı tutunarak kurtulamayız. Bize daha ‘gerçek’ bir şey lazım…Bu gerçek şey ne?

Oysaki affetmek, bireysel bir süreç, özgürleştirici bir süreç. Bizler yargıç değiliz, bizler gardiyan değiliz. Kendi isteklerimizi büyütecek ve hayatımızı kısıtlayan tüm duygulardan arınacaksak bu sürecimizi başlatmalı ve önce kendimizi, sonra ‘affetmeyeceğimiz!’ inancını geliştirdiğimiz herkesi özgür bırakmalıyız. Bu güç hepimizde var. Bu gerçek gücün adı: affetmek.

Bize yapılanları onaylamasak dahi önümüze bakmayı seçebiliriz. Sıkışmış duygularımızı dönüştürmeyi seçtiğimizde yaşananları bambaşka bir perspektiften yorumlayacak ve affa dair bakış açımızda radikal bir değişiklik yaşayacağız. Bunu, ‘hatalar’ insanların yanına kalsın diye değil, kendi mutluluğumuz ve huzurumuz için başaracağız. Çünkü buna ihtiyacımız var.Bize yapılan hataları halı altına süpürmek, bastırmak, biriktirmek ve değişime direnç göstermek öğretildi. Karşımızdakinin davranışlarının bizim üzerimizde ‘aslında’ etkisi olmadığını bilseydik neleri farklı yapardık? Karşımızdakine suçlayıcı ve yargılayıcı olmayı sonlandırsaydık, içsel gücümüzü nasıl daha verimli kullanırdık? Birikmiş tüm duygularımızı bulsak ve onları boşaltsak ne kadar sağaltıcı olurdu değil mi?

Affetmek ilişkilerimizde bariyerleri kaldırmaya yardımcı olacaktır. Kendimizle ve hayatla daha samimi ve güvenli bir bağ kurmamıza izin verecektir. İnsan doğasının parçasıdır; herkes hata yapar. Affetmek, hatayı kabul etmekle başlar; kendinin ve karşındakinin kırılganlıkları anlamakla bu kökleşmiş inanç, bu içimizi yakar top, elimizden düşer… artık gerçek gücümüze erişebiliriz. Affetmek hayatın bir gerçeği ve özgürleştirici bir deneyim. Bir başkasını affetmek, şu an taşıdığın acının üstesinden gelmek için en güçlü yollardan biri ve ileride yaşayacağın ilişkilerde daha samimi bağlar kurmana ve güçlenmene fayda sağlayacak. Affetmek, hayatın önemli bir parçası ve mutluluğun anahtarı olabilir. Hayatının hikayesini affetmekle süsle ve bir sonraki bölüme hazırlan!