Table of contents
Paylaş

Nasıl Olurdu, Sen Tanımla

Kendimiz olmaktan öyle uzaklaştık ki, bize dayatılan neyse ona dönüştük.

Ne idik, nereye doğru gidiyorduk ve ne olduk… Yolculukta kaybolduk, savrulduk, yönümüzü unuttuk.

O yoldan bizi çeviren, sürekli kulağımıza fısıldayan sözdü: Elalem ne der?

“Söyleme, ya seni terk ederse? Artık seni sevmeyecekler! İşini kaybetmemek için nazik davran…”

“Evet” dedik, “…daha sessiz kalmalıyım, daha çok çalışmalıyım, haklısınız ben de onu bu şekilde yapmalıyım.”

Bu hayalet baskılardan kurtulmadığın sürece sahte bir kimlikle, sahte ve keyifsiz bir hayat yaşayacaksın…

İdeal Sen’i, baskılandığın bu ortamdakilerin beklentileri değil; sadece sen yeniden ortaya koyarsın.

* * *

İnsanın ideal benliğine ulaşması; kendi olabilmesi, kendini kabul edebilmesi ve ‘kendimi buldum’ diyebilmesi emek gerektiren bir süreçtir. Kök inançlar, sen kendiliğindenliğin ile aranda bir set çekmezsen zamandan kazanır ve yolunu uzatır. Onların sesi senin sesin, onların beklentisi senin adımların olur… Ayağına uymayan bir bot ile uzun yıllar ve uzun yollar yürüyemezsin…

Duygularını bastırmanın, düşüncelerini saklamanın, çekirdek inançlara yapışmanın, sadece “onları” duymanın bedelini, stres dolu günler ve fiziksel rahatsızlıklarla ödersin. Çaresizliğin, suçluluk duygusunun, kendini yetersiz görme halinin her gün omuzlarında yük olduğu eksik bir hayat, senden özgüvenini, sağlığını ve neşeni götürecektir.

“Oysaki yaşam yalnızca bir kere yaşamak için verilmiştir.”

İdeal benlik; kişinin kendi zihninde ideal olanıdır.

Kendinin bir üst versiyonu, hayalini kurabildiğin son basamak. Kendi benliğimiz evrenimizdir. Her birey kendinin merkezinde olduğu birer evrende, kendine dair kanaatlerle yaşıyor. Benliğin ve zihnindeki ideal sen birlik içindeyse, evreninde yaşam yeniden yeşeriyor… İdeal Sen’in hâkim olduğu bu evrene erişebilmenin yolu, “temas etmekten” geçiyor. Hayatını yeniden inşa edip ideal benliğine sahip çıkabilmek, güçlü-zayıf-başarılı-başarısız tüm davranışsal özelliklerin ile kendini kabul etmek demek.

İç sesin sana her “Yapamazsın çünkü sen yeteneksizsin” dediğinde, zihnin fonda her “Seni kimse sevmeyecek, çünkü sen güzel ve başarılı değilsin” diye fısıldadığında kendine ilk önce “teması” hatırlat. Çünkü olumsuz çekirdek inançlar, kendini nasıl algıladığına göre ölçülen, düşük öz saygıya dayalı olarak kendine verdiğin etiketlerdir. Etiketlerin ve kendine dair kalıp yargıların, kendin gibi olabilme özgürlüğünün önünde en büyük engel! Dönüşümün o zorlu noktalara temasın ile başlıyor…

İdeal sen sağlandığında ne olacak?

İşte orası yargısız alan. Güçlü ve zayıf her yönünü bildiğin ve kabul ettiğin, dokunulmaz sandığın kalıp inanışlara temas ederek bunu başardığın, düşük benlik saygısından uzaklaşıp kendini iyi olma halinden de öteye taşıdığın, yargısız ve etiketsiz bir alan. Senin yönettiğin ve yeşerttiğin evrenin…

‘Mükemmel olmayabilir ama yine de bence oldukça iyi bir iş çıkardım.’

Eski deneyimlerin artığı duygular ve düşünceler sana yeterince iyi olmadığını söyler; sen kabul görmek ve onaylanmak için artık mükemmelliğe ihtiyaç duymadığını kabule geçersen, başardığın kadarının ne kadar değerli olduğunu görmeye başlarsın.

Sevilmek için başkalarının istediğini yapmamam gerek yok. Olduğum halimle sevilmeye layığım ve sevilmeye hazırım.”

Sana sevgi görmen için nasıl olman gerektiğini öğretleyenlere bu seti çekmeye karar verirsen, kendin hakkındaki barajlarını da yıkarak yolunda akmaya başlarsın.

İdeal ben’ e varma çabası, yapacağımız en bireysel ve anlamlı yolculuk.

Evrenin ta merkezine- kendimize bir seyahat!

Bir süredir belki bu yolculukta kaybolduk, yönümüzü unuttuk… Artık yol haritasını önümüze koyup başlama zamanı. Bütün bu hissettiklerini hisseden sayısız insanız bu dünyada! Yalnız değilsin, dönüşebilirsin.

İdeal Sen’i en güzel sen tanımlayabilirsin!